Sayfalar

16 Kasım 2013 Cumartesi

Cehennemin Dibindeyim!



Az önce tuvalete gittim.
Az önce gittiğim tuvalette beş dakika kaldım.
Tuvalette yalnızdım.
Tuvalete gitmeden önce mutfaktaydım.
Mutfakta bir dilim ekmek üstü peynir yedim.
Ekmeğe sos da sürdüm.
Mutfakta aşağı  yukarı on dakika kaldım.
Mutfakta yalnızdım.

Öğlen çarşıya çıktım. (with kocam.)
Çarşıdan şokella aldım, su aldım, meyve aldım. (with kocam.)

Veterinere gittim, Mısır'a ilaç, Faik'e çiş bezi aldım. (with kocam.)

Şu anda çalışma odamdayım.
Şu anda bilgisayarımın başındayım.
Yalnızım. 

Şu anda çay içiyorum. 
Şekersiz.
Çay biraz soğumuş.
Yanında su da içiyorum.
Bardağın yarısı dolu. 
En azından bana göre.

Birazdan tekrar tuvalete gideceğim.
Ve bu sefer tuvalette uzun kalacağım.
Çok yedim içtim çünkü.

 Akşam nohut yiyeceğim.
Yanında da sarımsaklı yoğurtlu havuç yiyeceğim.
Üstüne iki bardak çay içeceğim.

With kocam!


Evet sevgili okuyucular, hadi şimdi hep bir ağızdan şunu söyleyin: 
Ee bana ne?!

İşte son zamanlarda ben hep bunu söylüyorum, gerek facebookta, gerekse twitterda gezinirken.
İnsanların paylaşımlarının gerçekten cılkı çıktı!
İnsanlar gezip eğleniyorlar,  ya da ne bileyim, tatilde falan oluyorlar, bu mutluluklarını ya da keyiflerini arkadaşlarıyla paylaşmak istiyorlar sosyal ortamda, okey!.. Bu çok da tuhaf gelmiyor artık bana, alıştım. Yani bulunduğun ortam ya da birlikte olduğun kişiler sana çok büyük keyif veriyorsa ve bunu da paylaşmazsan çatlayacaksan, paylaş içinde kalmasın.

Ama bazıları da var ki, yaptıkları paylaşımlara akıl sır erdirmek mümkün değil.
Mesela:

- Marketteyim. Mağazadayım. Avm'deyim vs...
 Hımm... Evet bu oldukça önemli bir mevzu, paylaşmasan olmazdı. Böylesi hayati bir bilgiyi arkadaşlarından saklamak büyük bencillik olurdu zaten!... Çok sağ ol. 
Diyeceğim ama demiyorum. Bir yürü git, bana ne marketteysen, mağazadaysan! 
%90 indirim mi var orada? Ya da ürünleri bedava mı dağıtıyorlar? Varsa gelelim. Yoksa bir sus, kalabalık etme. Hadi bakayım.

- Trafikteyim! 
Ana! Nasıl yani? 
E ne olmuş yani trafikteysen, bize ne? Bunun nasıl bir haber değeri var ki? Değişik bir trafik mi bu? Ne bileyim, insanlar sıkıntıdan bunalıp arabalarından inip sıkışık trafiğin içinde samba yapmaya falan mı başladılar da bize bunu bildiriyorsun?
Ya da trafikte çok bekledin, radyoyu dinledin dinledin aküyü bitirdin de bizi yardıma mı çağırıyorsun, nedir?
Haa dur anladım... Ne kadar kötü niyetliyim yahu!.. Çok trafik var, araçlarınızla çıkmayın, ben ettim siz etmeyin demek istiyorsun sen galiba. Eh peki o zaman!

- X Kafe'deyim. (with; bu, şu, o...)
E sen zaten her allahın günü oradasın be kardeşim, bir de üstelik hep aynı kişilerle!... Bıkmadın mı her gün aynı yayını yapmaktan? Yeni bir şeylerle gel, yeni bir şeylerle!.. 

- Bilmemne Kuaför'deyim.
Kaç haftada bir dibinin geldiğinden bize ne? Ya da yaptıracağın diğer malum şeylerden? Amaç ne yani?

- Sinemadayım.
 O zaman bir zahmet elindeki telefonu bırak da filmini izle. Hayır senin filmi kaçırman umurumda değil. Ama o telefonun ekranından çıkan ışık yüzünden, arkanda oturan adam birazdan sana fena dalacak! Benden söylemesi.
(Ya da hiç uyarmasam da dalsa mı?)

- Dersteyim!
Diyorsun? Nasıl bir ders ki bu paylaşma gereği duydun? Hoca kürsüsünde uyuya mı kaldı? Yoksa sen mi hocanın kürsüsünde uyuya kaldınn? Ya da ne bileyim, sınıfça parti mi veriyorsunuz? Çünkü senin günde ortalama 6 dersin vardır, hafta da 30 ders eder, ayda 120! Her ay sen 120 kere dersteyim diye bildirim yazacaksan yanmışız!

- Toplantıdayım.
E o zaman toplantı çok sıkıcı geçiyor olmalı ki sen telefonuna sarmışsın. İyi o zaman, eğlen biraz.
Ha ama bunu yazmandaki sebep bak ne kadar önemli bir şahsiyetim, toplantıdan toplantıya koşuyorum imajı vermekse, kusura bakma ama, yemezler!.. Önemli adamın toplantıda elinde telefonla ne işi olur öyle bıdı bıdı!.. Aksine; pasifim, eziğim, looser'ım ve toplantıda söyleyecek bi çift lafım yok imajı veriyorsun, bu da benden söylemesi.


- Spordayım.
Şortumu, badimi çeker, bir yandan huh hah huh hah koşar, diğer yandan da cebimi asla bırakmam mı diyorsun? Deme! Görüntü tuhaf bir kere, acayip yani. Spor yaparken telefonla işin ne? Sonra elinden fırlayacak güzelim alet, parça parça olacak!.. Caka sattığın hoş hanımlara / beylere de rezil olacaksın. Sen koy şimdi onu dolabına, çıkınca koştur koştur yazarsın nasılsa; spordaydım! diye. (Kaç kalori attığını yazmayı unutursan küserim bak.)

- Kebapçıdayım. (with kankalar, şunlar, bunlar.)
Hayır yani, memlekette adım başı kebapçı varken seninkinin özelliği ne? Ha anladım, yediğin kebapların fotosunu koymak için değil mi? Seni çakal.

- Kız arkadaşımın evindeyim.
Vaav ne adammış desinler diye mi yazıyorsun uyanık? Bekar erkek arkadaşlarını kıskandıracaksın hesapta.  Aklın fikrin havada, cakada ama kızın abisi, babası bunu okuyup kapıya dayanırsa görürüm o zaman senin fiyakanı.

- Havuzdayım.
Cidden mi? Havuzun içinde misin yoksa? O telefon o kadar eline yapışmış ki, havuza da onunla girivermiş olmayasın? Girdin di mi cidden? Eh pes, ben ne diyeyim sana?!


Evet. Bu liste elbette ki uzar da uzar. Ve hatta ben aklıma geldikçe yazarım yine. Çünkü cidden sinir oluyorum bu duruma. 
I am at şurada, I am at  burada... Ay yeter yahu!.. 
Attığı adımı bildirmeye meraklı ne kadar çok insan varmış şu memlekette.
Gerçekten senin için manevi değeri ya da bir özelliği varsa paylaş, yoksa cidden kalabalık etme kardeşim, çok sıkcı ve itici! Gerçekten!
Üstelik ileri derecede de özenti.

Neyse. Heveslerini alsınlar bakalım.  Bu da gelir, bu da geçer diyelim! :)

Ben kaçıyorum şimdi.
Aaa ama nerede olduğumu bildirmezsem incilerim dökülür!

I am at; cehennemin dibi!
With; ben, kendim ve kaçan keçilerim.

:)


2 yorum:

  1. Gene çok güzel!...Ama "acaba benim paylaşımlarımda da bu sınıfa girenler var mıydı" diye düşünmeden edemedim :(((

    YanıtlaSil
  2. :))))) Üstüne alınan çok olmuştur ama benim lafım olduk olmadık herr anını, attığı her adımı, hiçbir ilginçliği olmayan her bir şeyini sürekli paylaşanlara... Yoksa kırk yılda bir abuk sabuk bir şey paylaşsan ne olacak, hepimiz yapıyoruzdur arada... :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...