Sayfalar

28 Aralık 2015 Pazartesi

Aaa Tatlı Pazartesi Yok muu?

Üzgünüm, bu hafta yoğunluklarım ve ekstra koşturmacalarım yüzünden, değil Tatlı Pazartesi'yi yayınlamak, hazırlamam gerektiğini bile unutmuşum!
Şu anda pazar gecesi, saat 01.10. Ve unuttuğumu bile yeni idrak ediyorum.
Bu saatte hala bir şeylerin peşinde koşturuyorum, o nedenle bu haftalık böyle olacak.
Artık yeni yılın ilk Tatlı Pazartesi'sinde görüşürüz.
Tabii arada başka yazı yazmazsam. :)

Sevgiler.


21 Aralık 2015 Pazartesi

Kötü Pazartesi

 

Bazı sabahlar, yataktan hızlı kalkacak kadar enerjim olmadığında, Instagram'a bir göz atayım önce diyorum.
Bu sabah da öyle yaptım ve yatağın içinde hareketsiz kalakaldım.
"Nasıl olur, olamaz!?" seslerime koştu kocam.

Birebir tanımasam da uzun süredir blogunu takip ettiğim, sevdiğim, günlük yaşamından, hamileleğine, doğumuna, hayatının ve bebeğinin birçok sürecine blogundan ve sosyal medyadan tanık olduğum sevgili Sergül ne yazık ki dün gece minik yavrusu Efsun'u kaybetmiş.
Görünce inanamadım. Kaskatı oldum.

Ve o andan itibaren de, saatlerdir evde elim ayağım birbirine karışıyor. Çok üzgünüm.


Dayanamıyorum bebek ve çocuk ölümlerine. Kim dayanabilir ki zaten?
Bir hayatı olamadan, hatta belki daha ilk kelimesini bile söyleyemeden bu dünyadan göçüp gidenlere yüreğim dayanmıyor.
Ve bu bebelerin geride kalan ana babaları için ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi bile bilemiyorum inanın. Allah kimselere vermesin böyle bir tarifsiz acıyı. 
Yaşamayan bilemez, anlayamaz ama sadece tahmin etmesi bile feci.

Sergül'ü blog camiasında bilmeyen zaten yok. Japon kocası Yoshi ile yıllardır Japonya'da yaşayan, Sökeli, binlerce takipçisi olan, buna rağmen her zaman çok rahat, çok doğal, samimi, iyi kalpli, hayvan sever ve çok tatlı bir kız.
Bunu yaşadığı için gerçekten tarifsiz üzgünüm ve diyecek kelime bulamıyorum. Milyon tane düşünce geçiyor kafamdan, onlara dair, hayata dair, ölüme ve yaşama dair ama yazacak adamakıllı iki kelimeyi toparlayamıyorum.
Sadece, derin sabırlar ve sağlık dileyebiliyorum kendisi ve tüm ailesi için.

Bebeklerin ölmediği bir dünya dilesem 2016 için, gerçekleşir mi acaba?
Gerçekleşmez değil mi?

Ne acı.




14 Aralık 2015 Pazartesi

Tatlı Pazartesi | RAFAL OLBINSKI -2-


Yepyeni bir haftadan merhabaa!

Bu haftaki Tatlı Pazartesi konuğunu yaklaşık bir ay öncesinden tanıyorsunuz aslında.
9 Kasım günü, sürrealist ressam / illüstratör Rafal Olbinski'nin eserlerini taşımıştım buraya ve iki parçaya ayırdığımı, ikinci bölümü başka bir hafta yayınlayacağımı yazmıştım.
İşte o hafta bu hafta. :)

Bu yeni haftada dilerim ki hayalgücünüzün pırıltıları hep sizinle olsun. İçinizden gelen ilham dışınızı da ışıldatsın! (Laflara bak laflara, sen neymişsin be Eylül. :))

Her neyse. :)
Hepinize - hayır hepinize değil, birçoğunuza:) - harika haftalar dilerim!






7 Aralık 2015 Pazartesi

Tatlı Pazartesi | Sıradışı Yılbaşı Ağaçları

Merhabaaa!
Tatlı Pazartesi'yi yeniden hazırlamaya başladığımdan beri haftaların nasıl da çabuk geçtiğini iyice idrak eder oldum.
Ne ara pazartesi oldu??
:)
Hızlı ya da yavaş, nasıl geçerse geçsin günler ama güzel ve anlamlı olsunlar. Biz de her günümüzü tatlı tatlı yaşamaya çalışıyoruz.
Veee, aralık ayına girdiğimiz için, yeni (yepyeni!), keyifli heyecanlarla dolu bir yıl kapıda olduğu için ve biz pek cici yılbaşı ağacımızı yeni kurduğumuz için, bu hafta Tatlı Pazartesi'nin konuğu "yılbaşı ağaçları" olsun istedim.

Ben, benden umulan ile tezat bir biçimde, geleneksel yılbaşı ağaçlarını seviyorum ve hal böyle olıunca evimizdeki ağacımızı da öyle süslüyoruz. (Sevgili kocam bu klasik tarz konusunda mecburen bana uyuyor. Ona bıraksam ağacı demirden falan yapıp, böyle ledlerle, acayip ışınlarla falan ışıklandırıp süsler, eminim. :))  )

Ben klasik ağaçları seviyorum ama bugün sizinle sıradışı, ilginç, gerçekten değişik ağaç yorumlarını paylaşmak istiyorum. Kimisine ben bile yeşil ışık yakabilirim ama kimisini de mahalleme sokmam. :)

Hadi siz de bir bakın bakalım hangilerini seveceksiniz. 
Beğendiklerinizi ya da nefret ettiklerinizi yorum kısmında benimle paylaşabilirsiniz.

Işıl ışıl, harika bir hafta dilerim! 









1 Aralık 2015 Salı

B.k Parkına Hoşgeldiniz!




Medeni uygulamaları, medeniyetten anlayan, medeniyeti içine sindirebilen insanların hizmetine sunacaksın arkadaş.
Aksi halde - gerçek anlamda -  boka batıyorsun!
Nasıl mı?

Son yerel seçimlerde belediyemiz değişti ve yeni başkanımız, ekibiyle birlikte çok iyi çalışıyor. Beldemizde gözle görülür gelişmeler ve değişimler oldu.
Ve ayrıca başkanımız sokak hayvanları için de çok güzel uygulamalar yapıyor ve gerçekten çok mutlu oluyoruz.

Diğer yandan, bizlerin evlerimizde beslediğimiz sahipli kuçularımız için de, beldenin belirli yerlerine PATİ PARK'lar yaptırdı, çok sevindik.
Nasıl mı oluyor bu Pati Park'lar?
İçinde köpeklerimizin rahatça koşturabilmesi için, dört yanı yüksek tellerle çevrili, kapısı içeriden kilitlenebilen geniş bir çim alan. Ayrıca hem eğlenmeleri hem de egzersiz yapabilmeleri için oyun araçları mevcut. Su içebilmeleri için su kapları da var.
Ve de kuçu evladımız kakasını yaptıktan sonra o kakayı torba ile alıp atabilmemiz için kocaman bir ÇÖP KUTUSU bulunuyor.
Gel gelelim, bazı köpek sahipleri için park var evet, oyuncaklar var ona da evet, suluk var, tamam, üstünde koşturulacak çim de var, hepsini bir güzel kullanıyorlar, okey.
Peki madem bunların her birini gönlünce kullanıyorsun, o zaman köpeciğin kakasını yaptıktan sonra neden alıp oradaki KOCAMAN ÇÖP KUTUSUNA atmıyorsun be adam?!
Parktaki her bir şeyi görüyorsun iyi güzel de, çöp kutusunu niye görmüyorsun??

..Topla Eylül Topla..

Bu sabah kocam ile köpeklerimizi çıkarttık, hemen evimizin dibinde olan Pati Park'ımıza girdik, kapıyı kilitleyip çocukları serbest bıraktık.
Ben tabii önceden deneyimli olduğum için, "Dur hemen koşturmayalım, kakaları bir toplayayım önce." dedim.
Bizden önce, alınmadan öylece bırakılmış köpek kakalarını kendi torbalarımla toplamaya başladım. Ki bizimkiler koşarken basıp ayaklarını kakaya bulamasınlar.
Bir aldım, iki aldım, üç aldım, hadi dördüncü öbeği de aldım ama bir baktım ki, ohoooo, parkın içi boka batmış!
Öbek öbek her yerde!! 
Bir de nasıl kocaman öbekler, hani görsen manda şeyetmiş sanırsın.

Köpeğin kakasından iğrenmem ben, başka köpeğinkini de toplarım, gocunmam. 
Ama insan denen canlının bu terbiyesiz kayıtsızlığı deli etti beni o anda.
"Eeeh yetti beaa! Yürü yürü, topla köpekleri, çıkıyoruz, dayanamayacağım!!" dedim Gökhan'a ve sinirle, bir hışım kendimizi dışarı attık.

Bu durumda köpeciklerin en ufak bir kabahatleri olmadığını belirtmeme gerek yoktur sanırım. Gariplerim sahiplerinin götürdüğü yere kakalarını yapıyorlar, ne yapsınlar. Her zaman olduğu gibi onlar bu durumda da yine masum.
Onun, ihtiyacı gereği yaptığı kakayı SAHİBİ OLARAK SEN ALIP ATMAK ZORUNDASIN.
İster Pati Park'a sok, ister sokakta gezdir YANINDA DIŞKI POŞETİ TAŞIMAK ZORUNDASIN!
Senin ardında bıraktığın kakayı belediye toplamayacak, bu onun görevi değil. SENİN GÖREVİN. 
Belediye senin için mekanı hazırlamış, çöpü de koymuş.
Sana kalan tek şey biraz insan olmak, anlıyor musun?

Bu medeniyettir. Bu senin birey olarak yapman gereken şeydir. 
Evinde kakanı yapınca sifonu çekmeden çıkıyor musun? Çıkmıyorsun. Kendi ortamını kendi b.kundan temizlemeyi biliyorsun da, konu sokaklar olunca hangi hakla bu kadar vurdumduymaz olabiliyorsun?

Üstelik senin umursamazca arkada bıraktığın kakalar yüzünden biz diğer köpek sahipleri azar işitiyoruz milletten.
İnsanlar sokakta o kakaları gördükçe - onları bırakan sen olduğun halde - zavallı masum köpeklere düşman kesiliyorlar.
Buna ne hakkın var?!

Güzel belediyemizin, güzel bir hizmeti var ve bundan hakkıyla yararlanmak istiyoruz.
Ben o parka girerim, köpeğimi oynatırım, kakasını yapınca torbayla alır, kutuya atar öyle terk ederim mekanı.
Sen de böyle yapacaksın.
Hakkıyla, doğru şekilde kullanacaksan, buyur gel.
Aksi taktirde, lütfen bilinçlenene kadar yaklaşma oraya.

Sana sunulan medeniyetten faydalanmak  istiyorsan, önce medeni olmayı öğreneceksin arkadaşım.
Başka yolu yok. 
Yok.

................................

Daha önce yine benzer konuda yazdığım yazıyı okumak isterseniz buyrun: EYVAH B.K VAR!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...