Sayfalar

15 Şubat 2014 Cumartesi

Karaoke İşkencesi! (Yazık Bu Kulaklara Yahu)



Kocam karaokeden nefret ederdi, adını duyunca bile tüyleri diken diken olurdu.
Bense daha önce hiç yapmadığım ve yapılan bir yerde de bulunmadığım için, bunca illet olmasının nedenini anlayamazdım.
Tamam, sesi güzel olmayan kişilerin şarkı söylemesini dinlemek gerçekten rahatsız edici olabilir  ama yine de çok da eğlenceli bir aktiviteye benziyor(du) benim için.
Ta ki, birkaç gün önce, bir etkinlik kapsamında yoğun, feci ve acı bir şekilde ve de üstelik yakın mesafeden karaokeye maruz kalana dek.

Ölüyorum sandım!

Yaş ortalaması 13-15 olan ergen kızlar (evet sadece kızlar, niyeyse) bir bir kendilerini sahneye atıyorlar, ekrandan geçen türkçe pop şarkıları cıyıl cıyıl sesleriyle, yer yer tepine tepine, yer yer uluyarak icra ediyorlar! Bu da yetmiyormuş gibi, sanki pop starlarıymışcasına bir havalar, böyle bir seyirciyle iletişime geçmeler, el-kol hareketleri, danslar, şekiller falan.
Bir de üstüne üstlük - mikrofonu eline alır almaz kendini pop şarkıcısı sanmaya başladı ya yavrum - böyle şarkı sonlarını uzatmalar, sanki zenci gırtlağına sahipmiş gibi efektlere girmeler falan.

Yahu bi dur. Bi sakin ol arkadaşım.
O elindeki gerçek mikrofon.
Evde ayna karşında şarkı söylediğin saç fırçalarına benzemez. O mikrofon senin o - herhalde ki farkında olmadığın - börtük sesini, çoğaltıp çoğaltıp kulaklarımıza misafir ediyor!
Yok bu çok hafif kaldı, kulaklarımızda patlatıyor demek en doğrusu.
Hadi sesi öyle ya da böyle idare edenleri anladık.
Ama kimisininki, Allah günah yazmasın, yani resmen beton matkabı gibi!
Çekilir eziyet değil.
Yazıktır bize yahu. 
Bu kepçe kulaklar kolay yetişmiyor, işkence etmeyin ne olur.
Ve üstelik biz halka açık ama üstü kapalı bir mekanda, çok farklı bir aktivitenin içindeyken maruz kaldık bu işkenceye!
Topu topu yarım saat falan sürdü ama sen gel bana sor o yarım saatin nasıl geçtiğini!
Üstelik bulunduğumuz pozisyon dolayısıyla yerimizi terk etmemiz mümkün olmadığı gibi, masamız da sahnenin dibindeydi.

Bizim şansımıza en beterleri mi denk geldi, yoksa daha önce canlı karaoke ile tanışmadığı için kulaklarımız şok mu geçirdi bilemiyorum ama resmen korkunçtu!
Kulaklarım kulaklıktan istifa edecekti yeminle.

 Bu arada, yazıya başlarken içimden kendime şöyle dedim:
“Kızım bak fazla saydırma, günün birinde senin de karaokeye gideceğin tutar, eh sesin de malum, topa tutarlar valla seni, yazını da suratına suratına sokarlar! Sen değil miydin karaokeye b.k atan, şimdi ne b.k işin var sahnede? diyerekten çürük domates atarlar!..."

Dünya hali tabii, belli mi olur. 
Yaşadığım feci tecrübeye rağmen, hala karaokenin zevkli bir şey olduğunu söyleyen cılız bir ses var içimde. Bir gün o cılız sese kulak verebilirim, o yüzden kendimi güvenceye almam lazım gelir. :)
Evet, ben de bir gün karaoke yapmak isteyebilirim. Ve yine evet, bu sesimle!

Ama bir farkla: Yerinde.

Yani karaoke barda ya da ne bileyim, sadece bu iş için ayrılmış bir mekanda...
O zaman kimsenin rahatsız olmaya, “ayy bu ne biçim söylüyor yaa, kafamı şişirdi öff pöff” demeye hakkı olmaz. Çünkü herkes ya söylemek, ya dinlemek ya da her ikisi için birden gelmiştir oraya!
Kebapçıya girip et kokusundan rahatsız olmak ya da gay bara girip bu herifler niye öpüşüyor demek gibi bir şey olur.
Karaoke bara gelen herkes "kulaklarımın ütülmesini kabul ediyorum" maddesini de baştan kabul ederek adımını atmıştır mekana.
Çıkarsın sahneye börte börte söylersin şarkılarını, ooh.
Alkole de abanırsın ki diğer börtüklerin sesi seni fazla kanırtmasın.
Alan memnun, satan memnun.
Böyle bir ortamda ben de börtebilirim, evet.

Ama halka açık mekanlarda, yani bu iş için orada bulunmayan “masumların” da olduğu ortamlarda karaoke?
Yok almayayım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...