Sayfalar

16 Nisan 2018 Pazartesi

Geçen Sene Bugün




























Hani böyle parça parça olur ya insanın içi, hani kalp gerçekten acırmış ya, ağrırmış ya.. Böyle bomboş, şaşkın ve üşüyormuş gibi hisseder ya insan.. 
Son sesini duyduğunda, panikle nefesini kontrol edip göğsünün hareketsiz olduğunu gördüğünde, o anda, gittiğini ilk anladığın o anda çığlık çığlığa bağırıp ağlamaya başlarsın ya sabaha karşı...
İşte aynen buydu, geçen sene bugün yaşadığım. Yaşadığımız...
Çiçeklerle donatıp sardık seni, saatlerce kazdı baban toprağını, daha derin, daha derin olsun, başka canlılar eşelemesin diye...
Ruh gibi kalakaldım öylece taşın üstünde.
Ama en zoru da seni orada, o toprağın altında bırakıp eve dönmekti... Tarif edilemeyecek bir his. Hala hatırladıkça içim titrer, arabayı hareket ettiriş anımızı..

Ve bugün, tam 1 yıl geçti üstünden. 365 gündür o toprağın altındasın sen, koskoca 365 gün boyunca dokunamadım sana, koklayamadım. Ve buna hala inanamıyorum.
Nasıl geçti onca zaman, nereye aktı gitti?
Evet geçti günler, aylar, öyle ya da böyle, ama benim seni düşünmediğim, özlemediğim tek bir gün bile geçmedi. Tek bir gün bile. 
Sen hep yanımdaydın ve ben bu hisle sana hep yakın hissettim kendimi. Sıcacık hissettim, şükürler olsun ki. Ama sana dokunma özlemim bazen o kadar acıttı ki canımı, bir an geldi mesela, koşa koşa mezarına gidip, toprağını kazıp, içinde senden ne kaldıysa artık, hepsine sımsıkı sarılmak istedim. Evet istedim bunu ama yapamadım tabii ki...

Yani kuzucuk, zaman her şeyin ilacı oluyor da, acıyı başka bir şekle çeviriyor da, şu içimdeki sana dokunma arzusunu hafifletemiyor bir türlü... İşte o nedenle rüyama gel diyorum, hani bazen gerçek gibi hissedilir ya rüyalar, işte öyle olsun istiyorum, sarılayım... Ama nedendir bilmem, gelmiyorsun. İnşallah bir gün...

Bugün ruh gibiyim. Baban da öyle. Senin deli gibi özledi o da, en az benim kadar.. Her gün aklımızda olsan da, seni bazen hüzün, bazen de tatlı tatlı ama sürekli olarak ansak da, bugün iyi değiliz pek. Çünkü 16 Nisan, hatırladığımızda içimiz yakan bir gün oldu. Ve işte o gün de geldi, maalesef. Daha çok şey yazmak geçiyor içimden ama pek halim yok...

Bu akşam sana geleceğiz. Çiçekler getireceğiz. Bulabilirsek karpuz da. Bakalım...
Güzel oğlum benim. Sen huzur içinde uyu.
Bil ki seni çok seviyoruz, sonsuza dek de seveceğiz. 




1 yorum:

  1. Eylülcüğüm Seninle birlikte tüm gidenlere yandımmm... Mickey ciğime Chris ciğime, minicikken yitirdiğim o yavruya... Neden bu kadar kısa ömürlüler!

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...