Sayfalar

18 Ocak 2016 Pazartesi

NEDEN VERMEYESİN?


 
Son zamanlarda kafamı kurcalayan bir düşünce var. Aklıma geliyor, geliyor, düşünüyorum, içinden çıkamıyorum.

Malum, havalar çok soğudu. Kar yağıyor, her yer bembeyaz bir örtü altında. Beş dakikalığına dışarı çıksak, eldivenimizi de unutmuşsak mesela, ellerimiz donuyor adeta, o derece buz gibi yani.

Ve bu soğuk havada dışarıda yaşamak zorunda olan hayvanlar var. Kuşlar, kediler, köpekler...
Ama ben bu yazıda, onların soğuktan ne kadar kötü etkilendiklerini,  kar bastırdığında yiyeceklerinin üstünün örtüldüğünü, aç kalma ihtimallerinin çok arttığını, yemek bulmakta ne kadar zorlandıklarını ve aç kalırlarsa feci şekilde donarak öldüklerini detaylı olarak yazmayacağım.

Çünkü artık bunu herkes biliyor.

Çünkü son dönemde sıkça televizyonlardan ve özellikle de internetten, sosyal medyalardan duyurusu yapılıyor. İnsanlar eskisine göre daha bilinçli, daha duyarlı ve üstelik söyleyecek sözü olanın, sesini duyurabileceği medyalar artık herkesin elinin altında.
Hal böyle olunca, "Sokak hayvanlarına bir kap mama, bir kap su koyun" çağrısını bir kere bile duymamış olan var mı aranızda?
Sanırım yoktur. 

Artık tuvalete bile elinde telefonuyla, internetiyle giren insanların gözüne, sokak hayvanlarının soğuk havalarda ne kadar mağdur olduğunun çarpmamış olması mümkün değil, öyle değil mi?

Peki o zaman, madem biliyorsun bunu, görüyorsun, duyuyorsun, neden vermezsin bir kap mama?
İşte en çok kafamı kurcalayan şey bu.

Adam/kadın oturuyor evinde sıcak sıcak, dışarıda fırtına ıslık öttüryor, kar, tipi.. İzlediği haber programının sonunda vatandaşlara çağrı yapılıyor, hayvanlara yemek koyun diye. Ya da internette gezerken görüyor bu çağrıyı.
Duyuyor. 
Algılıyor.
Ve sadece bakıyor. 
SADECE BOŞ BOŞ BAKIYOR.
Es geçiyor, umursamıyor bile. Sonra sofraya oturuyor, şişene kadar yiyor da yiyor. Kendisinin ya da çocuklarının tabakta bıraktığı yemekleri bir güzel çöp kovasına sıyırıyor. 
Sonra kahvesini yapıp, alıyor bacağını altına, bir güzel yayılıyor kanepesine ve izlediği dizilerdeki acıklı sahnelere, belki ülkenin durumuna ya da tv'de gördüğü kötü şeylere vah vah yapıyor, sızlanıyor.

Şimdi sorarım size, bu neyin kafasıdır? Bir insan nasıl ve neden bu kadar umursamaz olur?
Bilmeyene, farkında olmayana lafım yok.
Ama bilip de kılını bile kıpırdatmayanlardan ben korkuyorum kardeşim.
Onların insanlıklarından korkuyorum. Onların yetiştirecekleri çocuklardan korkuyorum.

"Ne yani, hayvan beslemeyen insan illa ki kötü müdür?" diyebilirsiniz.
Elbette ki değil.
Keşke herkes düzenli olarak sokak hayvanlarını besleyecek medeniyet seviyesinde olabilse ülkemizde ama değiliz ne yazık ki.

Ancak ben, çılgın gibi sıcak yaz günlerinde, birçok kişi sosyal medyadan "Su koyun! Su koyun! Garibanlar kavruluyorlar!" diye bir çağrı duyup da, bunu hiiiç umursamayan insanın vicdanından ve insanlığından şüphe ederim.

Ben, "Kar yağarken aç kalırlarsa donarak ölecekler. En azından artık yemeklerinizi koyun." diye bir çağrı DUYUP ya da OKUYUP DA, yemeğini rahatça çöpe sıyıran insanın varlığından, kalbinden ve hayattaki vicdansız varlığından irkilir ve korkarım. O kişiden her türlü kötülük gelebileceğine inanırım.
Çünkü biliyorsunuz ki, tüm psikopatlar vicdan ve en önemlisi de EMPATİ yoksunlarından çıkıyor.

Ve bu empati yoksunları genelde şunu diyor: "Ben hayvanları değil insanları doyururum."
Çok özür dileyerek şöyle cevap veriyorum onlara: "Bok doyurursun!!"
Sen ancak konuşursun. Ne insan için bir şey yaparsın, ne hayvan için.
Çünkü aynı insan gibi üşüyüp titreyen, aynı insan gibi açlıktan acı çeken ve üstelik insan gibi derdini anlatamayan, karnım aç diyemeyen bir canlıyı umursamıyorsan, sende vicdan gelişmemiş demektir ve bu yazımda da yazdığım gibi, vicdan tektir, gerçekten  iyi kalpli olan kişiler  insan, hayvan ayrımı yapmaz.

Üstelik biliyor musunuz, sokaktaki garibanlara yardım etmek için ekstra yorulmanız ya da para harcamanız da gerekmiyor!
Kimse sizi gidin para verip kedi-köpek mamaları alın diye zorlamıyor.
Tabağından artanı koymak bu kadar mı zor?
Hiçbir şeyin yoksa yemeğinin suyuyla ya da sütle biraz ekmek ıslat, koy dışarı. 
Kaç kedinin doyabileceğini, dolayısıyla donmaktan kurtulabileceğini biliyor musunuz sadece bununla?
Kuru ekmeği ıslatıp dışarı koysanız, kaç kuş doyar. 
Herhangi bir boş yoğurt kabına ya da dibi kesilmiş pet şişeye musluk suyu doldurup sokağa koysanız incileriniz mi dökülür?

Hal böyle iken, soruyorum size - en azından bu soğuk ve zor günlerde - NİYE VERMEYESİNİZ? 
Siz sıcak evinde otururken onların dışarıda titrediğini BİLİRKEN?

Bir canlıyı yaşatmak, doyurmak aslında bu kadar kolayken, üstelik bu hava şartlarında aç kalırlarsa öleceklerini de bilirken, parmağını bile oynatmayan kişiler, kusura bakmayın, İNSAN DEĞİLSİNİZ.

Durumun ciddiyetini bilmeyenler varsa, eğer bu yazıyı okuduysanız, işte öğrendiniz.
ARTIK BİLENLERDENSİNİZ.

Eğer sıcak evinizde tatlı tatlı mayışmadan önce dışarıya iki parça bir şey, en azından su koyayım derseniz, ne mutlu size!

Ama boş boş bakıp, "amaağğnn" derseniz, yazık size, yazık bize, yazık insanlığımıza.

6 yorum:

  1. Sahane ve coook yerinde bir yazi olmus! Ama milletimizin en buyuk hobisi, bilmek ama bir sey yapmamak... sirf bu konuda degil, her konuda bu sekilde oldugumuzu dusunuyorum :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki haklısın. :(
      Nasıl içleri kıyılmıyor, nasıl rahat edebiliyorlar inan anlayamıyorum. En azından şu karlı havalarda üç kuruşluk bir faydaları olsa fena mı olur?

      Sil
  2. Eylül'cüğüm en şikayetçi olduğum konuya değinmişsin...ben bazı insanları asla anlamıyorum anlayamayacağım da...yazın su koyalım deyince "onlar bulur" cevabı veriyorlar. Hayır her yerden dereler akıyor sanki!!!! Apt. kapıcılarının yarı deterjanlı sularını yalayanları gördüm:((( kışın "onlar üşümez" !!! Haydi bunları geçtim bakana "bakma" diyorlar, neler yapıyorlar, düşman oluyorlar. Ben hepsini yaşadım ve şimdi başka bir eve inşallah taşınırsam bir gün...(hayalim). Valla kedi medi su koymayacağım:( evet günahı onlara olsun her gittiğim apartmanda yeni düşmanlar yaratmak istemiyorum artık ben de etten, kemiktenim:( ya da belki su koyarım ama o kadar...çünkü biliyorum ki, bir kez bir kediye yemek verirsem alışırsa oturduğum apartmanda enaz 4 - 5 yeni düşmanım olacak...insana hayatı zehir edecek olan yeni düşmanlar...sorun şu galiba bazılarının yüreklerinin olduğu yerde taş var....ve inanır mısın kediye, köpeğe verdiğimiz mamada gözleri kalıyor:( bazen gece gece mama koyardım görmesinler, laf etmesinler diye...aman ya ben neler çektim bilemezsin....su kaplarını dökerlerdi kaç kez gözümle gördüm...:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh ah! Vermeyip, bir de verene laf edenleri bir kaşık suda boğasım var zaten Müjde Abla!
      Bulurlarmış, nereden bulacaklar suyu, kavurucu, yağmursuz yaz gününde, eğer biz koymazsak?
      Üşümezlermiş, aç kalırlarsa öyle bir üşüyorlar ki. "Tüyleri var onların" diyorlar. Tüyleri onları ancak karınları toksa koruyor. O da öyle uzun süre açıkta kalırlarsa değil.
      Ben anlayamıyorum bu zavallı insanları. Hem ilgisizler, hem bilgisizler, üstelik bir de bilgiçlik taslıyorlar!!
      Ama siz bence su-mama koymaktan vazgeçmeyin Müjde Abla. O zaman onları ekmeğine yağ sürülmüş olur. İki üç vicdansız yüzünden zavallılar aç mı kalsın di mi? :(
      Çok öpüyorum sizi, sevgiler.

      Sil
  3. Hay klavyene,yüreğine,aklına,fikrine sağlık.
    İşte bende bunu bi yürlü anlıyamıyorum. Özellikle kadınların bu konuda daha acımasızlar. Birde en çok esnafa kızıyorum. Kapıların önüne bi kap su koyanı alnından öpesim geliyor. O kadar az bu insanlar ve koymayanlar. ... en aynen eylül dediğin gibi nah beklersin rızk... para bereket... Batsınlar böyleleri diyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gonca'cım yazıyı beğenmene sevindim, bizler birbirimizi anlarız işte. ;)
      Esnaf konusunda şükür ki çok şanslıyız bizim burada... Yan sokaktaki esnaf sokak köpeklerini besliyor, benim sokağımdakiler ise kedileri. :) Kırtasiyecimizin dükkanının önünde kedi evi, mama kabı.. Erkek kuaförü dışarda beslediği kediyi karda içeri alıyor. Yan apartmanın görevlisi sürekli kuru mama koyuyor. Şarküteride çalışan çocukar kedilere salam veriyor. Kadın kuaförümüz ise karısıyla birlikte tam bir kedi sever. :) Ve bunların dükkanlarının hepsi aynı sıra üstünde, ne güzel di mi? Keşke her yer böyle olsa.
      Ben de içi kötü olan insanın, işinde bereketi bulamayacağına inanıyorum. Umarım öyle olur.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...