Sayfalar

7 Eylül 2015 Pazartesi

Klavye Başında Acılarımız


Uyumak üzere yatarken, sabah gözünü açacağın günün lanet bir gün olacağını bilmek ne acı. Bunu hepimiz yaşadık dün gece, Dağlıca haberini aldıktan sonra. 

Ama o acıyı bir de ateşin düştüğü yerlere sor! 

Hepimizden geçip gidecek bu acı, kimse inkar  etmesin, ha belki çabuk, belki uzun süre sonra. 
Ama geçecek. 
Teker teker kaldıracağız o kara profil resimlerimizi. Gündelik, hatta eğlencelik paylaşımlarımıza döneceğiz. Hatta bir çoğumuz, sabah sosyal medyada profilini karartırken, gece gezmelere akacak. Siyah foto orada dururken, hoppala hoppala dans edecek. Belki bir yandan Facebook'ta terörü lanetlerken, yandaki tabda Youtube'tan komik videolar izleyecek. 
Ve inanın ki bunu kınamak için söylemiyorum. 

O kadar allak bullak olduk ki... Hani bir Çin işkencesi varmış, kafasına önce sıcak su, sonra soğuk su damlatırlarmış adamın. İşte aynen o durumdayız milletçe. Bir gün huzur buluyorsak, ertesi gün tokadı yiyoruz suratımızın ortasına. 
Zaten bir cahil  delinin elinde kepaze olmuşuz, aydınlık ruhlar olarak her allahın günü bunun bulantısını yaşıyoruz midemizde. 
İnsanlık dersen resmen çürümüş. Her türlü riya, ahlaksızlık, çekememezlik, kin, nefret kol geziyor. Cehaletin nasıl da tehlikeli bir şey olduğunu görmek için, sosyal medyada bir iki tur atmak, 13-15 yaşlarındaki ergenlerin, ünlü ya da ünsüz, hiç tanımadıkları kişilere nasıl galiz küfürler, pislik çukurundan çıkmışçasına iğrenç laflar attıklarına tanık olmak yetiyor. 
Bunları gördükçe, bir insanın nasıl bu kadar şerefsiz, hadsiz ve kötü olabileceğine inanamıyorum.
Sonra hayvanlara, çocuklara, kadınlara yapılan onca işkence, kötülük ve bunu yapan kişilerin dinden, namustan dem vurup, ağızlarından köpükler saçarak ahlak dersi vermesi! 
Hani ölür müsün, öldürür müsün derler ya, tam o cinsten, insanı çıldırtacak kadar riyakar durumlar, her köşe başında.
Hadi bakalım, sonra gel de normal insan ol!
Zaten ülkedeki her şey yeterince çapraşık ve zor. Bir de deste deste masumlar ölüyor.
Ve bizler her gelen gün ile bunları idrak etmeye ve sindirmeye çalışıyoruz. 

İşte tam bu noktada, eskiden tüm bunlar olurken saçını başını yolan, çığlıklar atan, isyanlar eden bir kişi olarak, artık tüm bunların ne kadar boş ve faydasız olduğunu gördüm. 
Çünkü bir olay oluyor, hooop hepimiz internet başına geçip bir şeyleri 'kınıyoruz!!', 'lanetliyoruz!!', 'isyan ediyoruz!', 'istifaya çağırıyoruz!'. Tvit atıyoruz, facebook başında sabahlıyoruz, hep aynı aynı aynı cümleleri, başkalarının kelimelerini, fikirlerini 'beğeniyoruz', repost  yaparak paylaşıyoruz da paylaşıyoruz!! Bunları yapmayanlara saldırıyoruz. Kumsal fotosu paylaşanlara laf sokuyoruz, sonra kendimiz kumsala inip yağlarımızı sürünüp denizlere cupluyoruz. Sorumlulara küfrediyoruz, içimizi boşaltıyoruz, sayıp sövüyoruz ve her seferinde 'sözün bittiği yere' geliyoruz.
Ee sonra?
Hadi silbaştan hep aynı şeyler.
"Aksiyon lazım" diyoruz ama kimsede klavye başından kalkacak derman kalmamış.

Bu nedenle ben kendi adıma, bu yaz kendimi geri çektim. Sosyal medya, özellikle hayatımın son birkaç senesinde beni o kadar yordu ki psikolojik olarak, "Görmeyeceksin Eylül." dedim.
Bir kere ben politikadan ne anlarım, ne de anlarmış gibi geçinip kendimi komik şekillere sokarım. Ve üstelik de nefret ederim. Hal böyle olunca, politik söylemlere giremem.
Haber niteliği taşımayan, herkesin birbirinden görüp de "paylaş"a bastığı yazı ve fotoları paylaşmak da bir işe yaramıyor görüyoruz.

Ben artık klavye başında acı çekmek istemiyorum.
Hatta ben acıları değil, mümkünse mutlulukları büyütmek istiyorum. 
"Savaşa hayır!" diye bağırdıkça, savaşı beslersin derler hep.
Barışı isitiyorsan, barış diye bağıracaksın, savaşa hayır diye değil. 
Sağlıklı kalmak için, "Hasta olmayayım" diye değil, "Hep iyi olayım" diye dilemek gerektiği gibi.

Gazete almıyorum, tv izlemiyorum, haberleri 'kendi istediğim zamanlarda' takip ediyorum. Ve açıkçası günlerimi mutlu, keyifli ve kaliteli geçirmeye çalışıyorum. Sosyal medyadan uzak durmak ise büyük ölçüde bunu başarmamı sağlıyor. Küçük ama aydınlık, vicdanlı, hedef ve hayallerle dolu, çok sıkı çalışacağım ve emeklerimin karşılığını alacağım bir dünya kurmaya çalışıyorum. İşte bu yüzden de canımı sıkacak şeylerden kendimi uzak tutmaya çalışıyorum çünkü kendimi, sosyal medyadaki sonu gelmeyen "hep aynı cümleleri paylaşma" kahramanlıklarına kaptırırsam, güçlü ve sağlam duramam ve şu dünyada kimseye bir faydam olmaz.
Peki yanmıyor mu canım? 
Tüm bu uzak kalma çabama rağmen asla duyarsız bir insan olmadığımı ve asla da olamayacağımı, beni yıllardır tanıyanlar, kalbimin içini görebilenler çok iyi bilirler. (Geri kalanlar da vız gelir bana zaten.)

Yani, çok canım yanıyor.
Sadece artık gereksiz naralar atmaktan bıktım. Her ne kadar sivri dilimi törpülemekte zorlansam da ve hatta gerektiğinde kullanmaktan zerre kadar çekinmesem de, gereksiz yere bıdı bıdı bıdı yaptığımı ve moralimin bozulduğunu hissettiğim anlarda kendimi frenlemek istiyorum.
Varsa yapabileceğimiz elle tutulur bir aksiyon - oy vermek ve yürüyüşlerde bağırmanın da dışında- yapalım. 
Yoksa eğer, herkes kendini güçlü, akıllı, birikimli, bilgili ve aydınlık kılacak ne varsa onunla uğraşsın bir zahmet.

Çünkü gün gelecek, sadece ve sadece bu gücümüz ve aydınlığımızla çıkacağız bu pisliğin içinden. 
Başkalarının tek kalıptan çıkmış paylaşımlarını ve kelimelerini tekrar tekrar paylaşarak değil.

6 yorum:

  1. O kadar haklısın ki, ben dediğin iki yüzlülüklerden bıktım, bir, iki hafta önce hani 8 şehit vermiştik, facebookta gördüm, bayrağımı alıp Kızılay'a indim, topu topu 100 kişi ancaydık. Starbucks'da herkes keyifle kahve içiyor, bize de UZAYLI gibi bakıyorlardı.

    Ateş düştüğü yeri yakacak.
    Ama benim istediğim şey bu olanların hesabının sorulması.
    Kızılay meydanında 15 kişi VATANA İHANETTEN KURŞUNA DİZİLECEK. Ya da bir ekip gizli bir ekip tek tek tüm vatan hainlerini sırayla kurşuna dizecek. Filmlerdeki cezalandırıcı gibi.
    Bu ülkenin hükümeti, ordusu, mit'i VATAN HAİNLERİNDEN temizlenmeden bu şehitler bitmez :(

    YanıtlaSil
  2. Ahh Müjde Abla, benim de ne dileklerim var bazıları için! Grçekleştiğinde elimde balonlarla, konfetilerle kendimi bağıra bağıra sokağa atacağım!!

    YanıtlaSil
  3. Eylül hocam ne güzel yazdınız; İnsanoğlu öyle bir hal aldıki yaptığını yüzüne vursan hiç istifini bozmuyor ve karşındakine kafa sallayıp bende anlamıyorum bunu nasıl yapıyorlar diyor. Herkes düşüncesini gizler olmuş yalan dürüstlük olmuş. Sözüm tüm insanlara vicdanı olmayanlarda dahil buna. Evet bizler uzaktan izlediğimiz kadar acı çekiyoruz ateşin düştüğü yere hangi vicdan dayanır ki. İsteseler saliseler içinde bitirirler bu acıyı amaç gözlerini bürüyen hırs, yükseliş, gösteriş vs vs. Nasıl olsa hergün farklı noktalarda insanlar ölüyor vatan için ölenler bi mertebe kazanıyor onlar feda olsun, millette ne hata yaptığını görsün... bu kadar ucuzlaştık bu kadar cahilleştik. Ne çok şeyler yazılır da sözün bittiği yerdeyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burcu, evet haklısın. Yazacak çok şey var aslında ama bir çoğu havayı tokatlamak gibi oluyor bir süre sonra. Bakalım gelecek günler neler gösterecek. Her şey, vicdanlı, yürekli, insan gibi insan olmaktan geçiyor ama böyleleri çok az ne yazık ki.

      Sil
  4. Hiç bir şey paylaşmama yorum yapmama kararını uzun zamandır uyguluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi yapıyorsun Gonca'cım. Sen de, normalde birçok insanın kaale bile almadığı konularda benim gibi üzüntü yaşayanlardansın, seni çok iyi anlıyorum. Ben de elimden geldiğnce kararlarımı uygulamaya çalışıyorum. ;)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...