Sayfalar

31 Temmuz 2015 Cuma

NİHAYET




























Aslında ben "nihayet" diyeli, uzun, çok yorucu, tempolu ve ciddi anlamda çok yoğun bir dönemden çıkalı ve derin bir ohh çekeli haftalar oldu. 
Artık nasıl bir karambol yaşadıysam aylarca, her şey bittikten sonra bunun yazısını yazmaya bile üşendim sanırım.
Ama işte buradayım. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda son on ayın gerçekten de uzun zamandır yaşadığım en yorucu zamanlar olduğunu görüyorum.

.. Koştur Eylül Koştur ..
Öncelikle işlerim çok yoğundu. İki ayrı okulda ve bu okullardan birinde hem gündüz, hem de akşam öğretiminde hocalık yapmak (ki bu sabah yedide uyanıp, neredeyse tenefüssüz (40-50 öğrencilik) derslere girip, her öğrenciyle tek tek ve defalarca ilgilenip, gece 22.30'da eve gelmek demek), diğer yandan yüksek lisansa başlamak ve bunun akşam derslerine koşturmak, projelerini yetiştirmeye çalışmak, hocalık ve öğrenciliğin çakışan derslerini idare etmeye çalışmak, verdiğim yeni dersler için yeni içerikler oluşturmak ve pek tabii ki bu koşturmaca içinde yollarda sefil olmak, metrobüste camlara yapışmak, apağır laptopla ya da öğrenci işlerini topladığım koca dosyalarla dolmuşlarda tost olmak gibi pek çok değişik ve sevimli (!) durum yaşadım. (Gerçi burada parantez açıp kocama teşekkürlerimi sunmam lazım çünkü canımın içi, boş olan her vaktinde gelip beni okuldan aldı, hatta o malum ödev dosyalarını taşımak için defalarca sınıfımın olduğu kata kadar çıktı. O iyi ki var. Parantez kapanabilir.) 
Neyse. Şimdi koca bir senenin iş hayatını tek bir paragrafta toplayınca ve yazdığımı okuyunca içim sıkıştı yeminle.
Ama şikayet ettim mi tüm bunları yaşarken? Açıkçası hayır. Çok bitap düştüğüm, hatta cidden hasta olup yatak döşek yattığım ve "Sömestr tatili gelsiiiiin" , "Yaz tatili gelsiiiiin" diye sayıkladığım anlar çok oldu ama çalışmaktan ve yoğunluğumdan gocunmadım açıkçası. Severim çünkü çalışmayı.
Ancak çoğu zaman o kadar meşguldüm ki, açıkçası hayatıma dair düşünmeye, isteklerimi, bir sonraki altı ayımda ya da bir dahaki senemde neler yapmayı arzu ettiğimi gözden geçirmeye hiç ama hiç fırsatım olamadı. Bana en çok bu dokundu açıkçası.
Yani robot gibi olmak, programlanmış bir makine gibi kısa zamana çok işi sığdırmaya çalışıp, yarış atı gibi koşturmak...

.. Mucize ..
Bir de bazı sağlık problemlerimiz oldu, anneannemle ilgili. Şimdi detaylı değinmek istemiyorum ama şu kadarını söyleyeyim: Öldü artık, onunla başka günümüz olmayacak, sesini bir daha asla duyamayacağım dediğim günler ve gözümün önünde gerçekten ölümden döndürüldüğü anlar yaşadım, derin bir acı ile. Sonra mucize geldi, belki ayaklanamadı birtanem ama defalarca duydum tekrar sesini, bana seni seviyorum deyişini. Ve inanın ki, benim kadar umut dolu bir insanın bile "Artık bitti" dediği bir durumdu. Ama bitmemiş. İşte bu dünyalara bedeldi. Anneannem hala hayatta ve onun hayata bu mucizevi tutunuşu, "Çıkmadık candan umut kesilmez" lafının canlı bir örneği.

Ancak şu da var ki, anneanneciğimin bu hastalık süreci yüreklerimizi çok yordu ilk aylarda. Tabii ki fiziksel olarak da yıprandık. O çok heveslendiğim, iple çektiğim bir aylık sömestr tatilimin ilk on beş günü  master projelerimi yetiştirmekle, diğer on beş günü ise Çapa ile evim arası mekik dokumakla geçti. 
Velhasıl, dinlenmek çooook uzaklarda kalan tatlı bir hayal oldu. (Tabii burada da bir "kocaya teşekkür" parantezi açıyorum, tüm desteği için.)

.. Evim, Yuvam, Canlarım .. (Amma arabesk oldum yahu, bu nasıl başlık böyle? Neyse.) 
Şimdi bunca karambolü ve koşturmacayı sıralayınca sanmayın ki hiç rahat zamanım olmadı. 
Olmaz mı.:)  
Sonuçta tüm bu itiş kakış bittiğinde geldiğim yer evimdi, yuvamdı. Yani kocamın ve tüylü bebelerimin yanı. Onlarla birlikte kanepeye yayılıp, birbirimize sarıldığımız an ne yorgunluk kalıyordu ne de sıkıntı. Zaten en canıma tak eden, "Yeter ulen, bu ne biçim iş, saçımı taramaya vaktim kalmadı!" dediğim anlarda onlarla yatıştım, onlarla dinginleştim. Zaten evcil bir tipim, hani böyle illa ki dışarılarda olayım kafasında değilim, hal böyle olunca da, popomun altında rahat bir puflu kanepe, yanımda sevgi dolu bir adam, elimin altında sevip gevşeyebileceğim canım biriciğim tüylü itlerim, oyyy bir de şöyle güzelinden filmer olunca değme sen keyfime! (Yanında azıcık abur cubra da hayır demem hani.)

Yani anlayacağınız hem çok güzel, hiçbir şeye değişmeyeceğim günlük anları olan, hem de acı, stres, umut, telaş, mucize, uykusuz geceler, bol kahve, keyif ve koşturmadan oluşan "bir tuhaf" aylar geçirdim. 
Şükür ki, negatif olanları bitti. Güzel olanları kaldı. 
Ailemizde hala sağlıkla ilgili belirsiz durumlar var ama hepsi iyi olacak biliyorum.

Şu an Bodrum'dayız. Geleli yaklaşık üç hafta oldu. 
Ülke gündemine kendimi kaptırmadığım ve Facebook'a girmediğim anlarda açıkçası çok mutlu ve huzurluyum. 
İliklerime kadar dinlendiğimi hissediyorum ve ikimizin de bunu sonuna kadar hak ettiğimizi düşünüyorum. Ama tabii ki her yaz olduğu gibi bu yaz da burada çalışmaya devam ediyoruz. Hatta şu haftalar epeyce tempoluyuz ama burada çalışmak bile çok güzel. 

Yazı yazmak ise bundan sonraki önceliklerim arasında. Bu yazıların kimisi buraya yazılacak, kimisi de sizin şimdilik görmeyeceğiniz defterlere. Ama bolca yazacağım bu yaz.

Ve daha daha başka yapılacak birçok şey. ;)

4 yorum:

  1. Hocammm yazlık yerde çekmeyen telefonu yazınızı okuyabileyim diye çektirmeye çalışmakta benim dertlerim arasına sıkıştı :) şimdi bi de bize çektirdiklerinizden oluşan bi yazı patlatın ardından :) ödev ödev ödev :) :) :) bu blog çok iyi oldu üstüme alınıp sınıfta ablalık yapmaya devam edip sizi üzdürmem artık, gerçi siz bizden kurtuldunuz Gökhan hoca bi blog açarsa yazılarından üstümüze alınacağımız kısmı seçip yetiştiririm çocuklara :) şaka bi yana ananenizin iyi olmasına sevindim sağlık hepsinden önemli, sağlıklı olalım varsın koşturalım :) keyifli balkonunuzda manzaraya bakarken daha ne yazılar gelir meraktayım :) kocaman öpüyorum sizi, iyi tatiller 😘

    YanıtlaSil
  2. Yeliz'cimmm çok hoşuma gitti yorumun, yazımı okumak için girdiğin çabayı alkışlıyorum. pek mutlu oldumm. :) Ama telefonunun tatilde çekmemesine de üzüldüm diyemeyeceğim, azıcık denizin kumun tadını çıkartın yahu, hep telefon hep telefon nereye kadar di mi? :))
    Bu arada size çektirdiklerimi de siz yayınlarsınız artık , toplu blog açarak. :)) (Hain hain gülüyorum şu anda.)
    Canım sana da iyi tatiller dilerim, bol bol dinlenmeli, keyifli günlerin olsun. ;)

    YanıtlaSil
  3. Ah güzel anneannenin sağlık haberine çok sevindim. Ailesiyle geçirecek daha zamanı ve anıları varmış demek ki.... Bir nevi ikinci şans, çok şanslısınız, uzun ömürleri olsun ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler sevgili Kızlı Erkekli Kedili. :) Anneannemin anı biriktirecek durumda olduğunu pek söyleyemem çünkü tepkisiz yatıyor ve ancak kısa sorulara, kısa cevaplar verebiliyor. Ama ben onu o kadar umutsuz bür halde gördüm ki zamanında, şimdi bu bile cennet geliyor gerçekten. Güzel dileklerin için çoook teşekkür ederim. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...