(Geçen yaz hasta vaziyette bulup iyileştirdiğimiz ve uzuuun süre yuva aramamıza rağmen sahiplendiremediğimiz Faik kızımız için blog açmıştım. Tabii artık ona yuva aramıyoruz, bizim kızımız oldu. Ama geçen yaz o blogda, köpek sahiplenmeyi düşünenler için yazdığım bir yazımı bugün sizlerle paylaşmak istiyorum, malum önümüz yaz. İnsanlar bu mevsimde köpek sahiplenmek için ekstra hevesli oluyorlar ama paldır küldür, düşünülmeden alınan köpeciklerin sonu çok fena oluyor genelde.
Eğer bir köpeğiniz olsun istiyorsanız ya da isteyen birini tanıyorsanız lütfen bu yazıyı okuyun, okutun. )
Köpek Sahibi Olmaya Hazır mısın?
Köpek sahibi olabilmek için yerine getirmeniz gereken şartlar ve sahip olmanız gereken bazı özellikler vardır. Bunların hiçbiri yazılı kurallar değildir elbette. Ama eğer siz bu şartlara ve özelliklere sahip değilseniz, LÜTFEN köpek sahiplenmeyin. En azından bunları yerine getirebileceğiniz zamana kadar bekleyin. Bu yazıyı okuyarak siz de kendinizi test etmiş olacaksınız. Bakalım bir köpek evlat edinmeye hazır mısınız?
ÖMÜRLÜK YUVA
Köpekler heves objesi, karne ya da doğum günü hediyesi, yazlık eğlencesi değildir. Deneme tahtası hiç değildir. "Şimdi alayım da, bakamazsam bırakırım." diyemezsiniz. Köpek içinde bulunduğu yuvaya ve sahibine derinden bağlanır ve onu bırakmanız halinde büyük üzüntü, çöküntü yaşar. KÖPEK EVLATTIR. Onu ailenizin bir bireyi gibi görmeli ve öyle davranmalısınz. Bu nedenle bir köpeği evlat edinmeden önce ona ömrünün sonuna kadar bakabileceğinizden EMİN OLMANIZ gerekmektedir. Bir köpeğe, her koşulda, ömrünün sonuna kadar bakabileceğinizden emin değilseniz LÜTFEN ALMAYIN. Lütfen o köpeğin günahına girmeyin. Sizden daha iyi bir sahibi olması şansını kapatmayın.
BAHANELER.
İnsanların emin olmadan köpek sahiplenip, sonra da pişman olduklarında o köpeği BIRAKMAK için öne sürdükleri bahaneler bellidir. İşte bunlardan bazıları ve bizim onlara cevabımız.
1 - Apartmadan şikayet geliyor.
Köpek almadan önce, apartman yönetmeliğinizde "evcil hayvan besleme" konusunda bir yasak olup olmadığını kontrol edin. Bunun dışında, apartmadan şikayet geliyor olması sizin onu bırakmanızı gerektirmez. Eğer o sizin evladınız ise, şikayet eden kişilerle de mücadele etmeyi bilirsiniz. Çocuğunuz gürültü patırtı yaptığında da şikayet gelebilir. Ama kimse "çocuğu gönder" demez. Köpeğinize de bunu söylemeye hakları yoktur.
2 - Karım/kocam/annem/babam vs. istemedi.
Önceden aklınız neredeydi? Bir hayvanı evinize almadan önce, o evde yaşayan herkesin tam onayını almanız gerekiyor. Evin tüm bireylerinin o köpeği "çok istemesi" gerekiyor!.. Unutmayın, zoraki ikna edilmiş kişilerin ileride sorun çıkarma ihtimalleri çok yüksektir. Ve sonuçta olan köpeğe olur. Yazık değil mi? Bu nedenle, o köpek ile yaşayacak herkesin onu gerçekten istemesi şart.
3- Çok tüy döküyor.
Ee ne olmuş yani? Sonuçta bir köpek o, tabii ki tüyleri dökülecek. Karınızın saçları, kocanızın kılları da dökülmüyor mu? Onları kapı dışarı ediyor musunuz? O zaman köpeğin günahı ne? Bir köpek elbette tüylerini döker. Ama bu hiç de endişe edilecek bir durum değil. Çünkü genelde köpeklerin yoğun tüy döküşleri mevsimseldir. Ayrıca köpeğin ırkına göre de değişir. Nasıl beslediğiniz de çok önemlidir. Kaliteli ve onun yapısına uygun bir mama ile beslerseniz, tüy dökmesini en aza indirmiş olursunuz. Zaten ben kendi köpeğimde hiç önemsemiyorum bu durumu. Kist aşısını yaptırdıktan sonra ve evimde elektrikli süpürge olduktan sonra, ne olmuş yani?

4- Bebeğimiz olacak.
Buna da "Eee?" demek istiyorum. Bebeğinizin olması köpek bakmanıza engel mi? Eğer sağlık konusunda endişeleniyorsanız, batıda her ailenin bir köpeği var. Bebekleri, çocukları hep köpeklerle birlikte büyüyor. Ve bu o çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimini de OLUMLU YÖNDE etkiliyor üstelik. Bendensel sağlıkları da mis gibi, en ufak problem yaşamıyorlar. Siz köpeğinizin aşılarını düzenli yaptırısanız, köpeğinize iyi bakarsanız, ondan bebeğinize hiçbir zarar gelmez. Aksine yarar gelir.
Şunu diyenler de var: "Benim köpeğim var ama bebeğim olacak, hem köpek hem bebek benim için zor olacak, o yüzden köpeği vereceğim." Ben yine aklın neredeydi diye sorarım! Genç bir çift olarak köpek sahiplenirken, ileride bir bebeğiniz olabileceğini düşünmediniz mi? "Bebeğimiz olursa köpeği veririz" diyerek mi sahiplendiniz en baştan? E YAZIKLAR OLSUN O ZAMAN SİZE!
Ancak "Bebeğim, hatta bebeklerim olsa da köpeğimi asla bırakmam, bebeklerim köpeğim ile birlikte büyüyecek." diyen genç çiftler köpek evlat edinmeli. Aksini düşünenler köpeklerden uzak dursun.
5- Başka şehire/ülkeye taşınıyoruz.
İşte beni en çok kızdıran tiplerden biri bu tip. Taşınıyorsan köpeğini de götür. O senin evladın değil mi? Kendi çocuğunu taşınırken geride mi bırakıyorsun? O zaman niye bu garibanı bırakıyorsun? O senin ailenin parçası değil mi? Biz planlarımızı yaparken köpeğimizin de mutlaka içinde bulunacağı şekilde yapıyoruz. Kısa süreli sehayatlerde annemlere bırakıyoruz ama uzun vadeli planlarımızı hep "dörtlü" olarak düşünerek yapıyoruz. Mesela ben asla köpeklerimizin kabul edilmeyeceği bir yabancı ülkeye taşınmam. Biz onlarla birlikte bir aileyiz. Bu nedenle de hayatımızda attığımız adımları tüm aileye uyacak şekilde atıyoruz. "Ömürlük yuva" derken bundan bahsediyoruz işte. Bu hayvan sizin ailenizin parçası olacak mı? Evet mi? O zaman tabii ki taşınma vs. gibi durumlara karar verirken onu da yanınızda götürebileceğiniz şekilde karar vermeniz gerekiyor.
6- Eve çiş yapıyor.
Bir köpek ancak yavruluk döneminde eve çiş yapar. Henüz tuvalet terbiyesi olmadığı için. Bu terbiyeyi sizin vermeniz gerekiyor. Herkes "yavru" köpek almak ister. İster ama bebecik eve çiş kaka yapıverince de "Ayyy ben uğraşamam bununlaa!" derler. Ee yavru köpek istiyorsanız, birkaç hafta sabredeceksiniz... Bir süre çiş kaka temizlemekten gocunacak kişi zaten bir köpeğin ömürlük sorumluluğunu da alamaz. Ve siz yavru köpeğinizle iyi ilgilenirseniz, onu düzenli dışarı çıkartırsanız kısa süre içinde EVE DEĞİL DIŞARIYA YAPMAYA alışacak ve sonrasında zaten çok rahat edeceksiniz. Yani bu tuvalet terbiyesi hiç de öyle gözde büyütülecek bir şey değil. Eğer şunu diyebiliyorsanız sorun yok: "Ben bu köpeği bebekken aldım. Tabii ki bir süre eve kabahat yapabilir, sonuçta o bir bebek. Ve o benim evladım, ben onu dışarı yapmaya en kısa zamanda alıştıracağım."
7- Onunla özgürlüğümüz kısıtlanıyor, istediğimiz gibi gezemiyoruz.
Bu da baştan düşünülmesi gereken şeylerden biri. Tabii kişilerin özgürlük anlayışına göre de değişir. Ben köpek sahibi olmak için bir aracınız olması gerektiğine inanıyorum. O zaman köpeğinizi yanınıza katar gezersiniz. Size çok güzel arkadaş olur. Ama bir köpeği evlat edinmeden önce hayatınızdaki gezmeleri bir gözden geçirin. Sık seyahat eden ve otellerde kalan biriyseniz ve yokluğunuzda köpeğinizi emanet edebileceğiniz bir yakınınız yok ise köpek bakmak sizin için zor olacaktır. O nedenle bunları iyi düşünün ve en baştan almayın.
8- Alerjim çıktı.
Artık bu çağda alerjiler hayvan beslemeye engel değil. Ancak beslememeye bahane! Bir arkadaşımın yıllar önce anlattığı şeyi hiç unutmam. Kızcağıza astım teşhisi konmuş. Doktoru da "Sigarayı bırakacaksın. Kedini de hemen vereceksin." demiş. "Sigarayı hemen bıraktım ama kedimi asla vermedim." dedi arkadaşım. Ve hiçbir olumsuzluk olmadığı gibi, kedisi ile birlikte gayet sağlıklı, mutlu şekilde yaşıyor. Tıpta her şeyin bir çaresi, bir ilacı var artık. Siz yeter ki kedinizi / köpeğinizi yanınızda tutmak isteyin.
9- Yaşlandı / Hasta oldu.
Köpeğini yaşlandığı ya da hasta olduğu için terk edenlere hiç uzun uzun cevap yazmayacağım, sadece şunu söyleyeceğim.: "İNŞALLAH SEN DE HASTALANIP, YAŞLANDIĞINDA, İLGİYE VE BAKIMA EN İHTİYAÇ DUYDUĞUN ZAMANDA, EVLATLARIN TARAFINDAN SOKAĞA TERK EDİLİRSİN."
10- Havlıyor
Hadi ya? Ciddi misin? Havlıyor ha? O bir köpek ve havlıyor ha, inanılacak iş değil!? :)) Şaka bir yana, köpektir tabii ki havlayabilir ama havlama özellikleri ırktan ırka değişir. Küçük ırkların daha yaygaracı olduğu, seslerinin daha tiz çıktığı bilinir. Büyük köpekler ise daha sakindir genelde. Ama mesela benim Mısır'ım terrier olmasına rağmen hiiiç kapıya falan havlamaz, yaygarası yoktur öyle sese falan. Bu havlama konusu tabii onun cins özelliği ile ilgili ama sizin eğitiminiz de çok önemli. Baştan şımartmaz, havlamasını ödüllendirecek davranışlarda bulunmazsanız ona göre yetişecektir diye düşünüyorum.
Evet. Gördüğünüz gibi bir köpeğin sorumluluğunu almak hem zor, hem de çok kolay. Kişiye göre değişiyor yani. Eğer onu gerçekten ailenizin içine kattıysanız ve evlat gibi seviyorsanız, zaten olası zorlukları hiç batmıyor. Zor gelmiyor yani insana. Çünkü o köpek öyle bir mutluluk yaşatıyor ki size, hiçbir şeyi gözünüz görmüyor!... Değil onu şu ya da bu sebepten terk edip bunalımlara sürüklemek, gün içinde en ufak bir şeye üzülecek diye bile içiniz titriyor.
Yani diyeceğim o ki onu "EVİMİZİN KÖPEĞİ" olarak değil, "EVİMİZİN BİREYİ" olarak görmeniz şart. Bu şekilde olmayacaksa LÜTFEN ve LÜTFEN köpek evlat edinmeyin.
Barınaklara gidin, köpekleri sevin, onlarla ilgilenin. Sokaktaki sevgiye muhtaç köpecikleri sevin, besleyin. Ama eğer ömür boyu bakamayacaksanız ve sonradan sokağa, barınağa terk edecekseniz, lütfen baştan evinize almayın!
(Not: Ben bu yazıyı köpek annesi olduğum için yazdım. Ama tabii ki yazdığım her kelime, kedi ya da herhangi bir canlı sahiplenmeyi düşünenler için de geçerlidir. Her hayvanın bakımı ya da zorluğu farklı ama ÖMÜRLÜK SAHİPLENME kavramı tektir.)
Fotoğrafların kaynaklarına ulaşmak için üstlerine tıklayınız.