Sayfalar

29 Ocak 2012 Pazar

Üç Yalan Dünya'dan Sonra



Bir önceki yazımda Yalan Dünya dizisini ne kadar hevesle ve heyecanla beklediğimizi yazmıştım. Sanıyordum ki diziyi izler izlemez hemen yazısını yazacağım. Ama 1. bölümden sonra, 2. bölümü de izleyeyim, sindireyim öyle yazarım dedim. 2. bölüm bitti, bu sefer yoğunluğuma denk geldi. En sonunda iki gün önce 3. bölüm oynadı, tamam artık otur da bir zahmet yaz dedim.

Öncelikle şunu yazmadan edemeyeceğim; o heyecanla beklediğimiz 1. bölüm var ya... 
Az daha yalan oluyordu!!... 

Şöyle ki: Dizinin başlamasına 20 dakika kala kanalı açtım. Daha doğrusu açmak için kumandaya bastım. Ama o da ne? Karanlık. 
Evet, kara ekran. Ve altta şöyle bir yazı: Program bilgisi mevcut değil. 

Af buyur?.. Mevcut mu değil? 

Alttaki kanala, üstteki kanala, sonra bilmem kaç tane kanala daha bastım ama ı-ıh, mevcut değil diyor yahu! 

Bu arada şunu da ekleyeyim, şu anki evimize yeni taşınmıştık, dijital yayınımızı ise daha bu tarafa transfer edememiştik ve nereden geldiği belli olmayan ama eve taşındığımızda açık olan bir yayını izliyorduk. Benim canım sevgilim de o yayının varlığından dolayı, diğerini transfer etme konusunda biraz 'gevşek' davranmıştı açıkçası. 

Ve ne oldu? 
Tam Yalan Dünya izleyeceğiz derken, yayın gitti! Nereden geldiği belli olmayan yayına, nereye gittin diye de soramıyoruz tabii!...

Ben mıhlanıp kalakaldım koltukta. Yüzümün rengi aldan mora kayıyor. Gözlerim seyriyor. 
Sevgilim halimi gördü. E kendi kabahati de var, başladı ortalıkta koşturmaya. Ne yapıyor derken, baktım bilgisayarı getirdi, televizyona bağladı. Kanal D'nin sitesinden canlı yayını açtı ve al sana yayın!... 

Bak ben sana böyle izletirim işte! diye de böbürlendi hemen. 

Bir rahatladım ki sormayın. Burada teşekkürler aşkım, teşekkürler Kanald.com.tr demem gerekiyor sanırım.  
Dizinin ortalarına gelmeden, bizim kimliği belirsiz yayın da geri geldi zaten, iyice keyiflendik.

Diziyi nasıl bulduğuma gelirsek. 
İlk bölüm gayet keyifliydi ama tabii "merhaba" bölümü olduğu için tüm karakterler kendilerini tanıtma çabasında gibiydiler. Nasıl diyeyim, en abartılı hallerini ve sivri köşelerini gördük sanki. Ama tabii haftalar geçtikçe onlar rollerine alışacaklar, karakterler mayalanacak; biz de dizinin içine iyice gireceğiz ve onlara ısınacağız.

Gülse Birsel yine harika karakterler yaratmış. Bu arada Avrupa Yakası'ndaki Gaffur, Aslı için (Gülse Birsel)  Uzatsa tam süper olacak derdi. Bu dizide ise Gülse Birsel'in canlandırdığı Deniz karakterini uzun saçla izliyoruz ve ben sadece şunu diyorum: 
Gaffur haklıymış! O nasıl güzel bir Gülse Birsel öyle! Evet. Uzatmış ve tam süper olmuş!


Olgun Şimşek'in canlandırdığı Selahattin karakteri bu dizinin Burhan'ı olacak gibi. Allahım o nasıl acayip bir tip öyle? O göğsü öne, poposu arkaya çıkık duruşu bile yeter. Sinir ola ola, saya söve seveceğiz Selahattin'i. Öyle görünüyor.



Gülistan karakterini merakla bekliyordum zaten, hayal kırıklığı olmadı. Sonradan görme rolünü üstüne öyle bir giyecek ki Hasibe Eren, çok güleceğiz ona çok! Füsun Demirel'in oynadığı Servet karakteri ile ikisi ana-kız bizi deli edecekler gibi görünüyor!



Yan dairenin oyuncu gençleri süperler! Deniz ve Bora kardeşler (Gülse Birsel ve Öner Erkan) çok sevimliler. 


Emir karakteri biraz fazla mı abartılı dedim ilk başta, ama Sarp Apak'ı diğer dizilerdeki rollerinden ötürü çok sevdiğimden, bu rolüne de her şeye rağmen ısındım.


Nihal Yalçın'ın Açılay karakterini bir kaşık suda boğasım ama boğarken de sevesim var. Karar veremedim daha.


Bartu Küçükçağlayan'ın canlandırdığı Orçun karakteri için ise henüz bir sıfat bulamadım. Komik mi yoksa irite mi ediyor, zihnim bunu algılayamadı henüz. Dur bakalım, göreceğiz...

Sesim seni tahrik ediyooorrmuuu? diyerek Deniz'in peşinden koşturan Çağatay karakteri ise zavallı kızın sinirlerini fena halde tahrip edecek gibi görünüyor!


İrem Sak'ın canlandırdığı Tülay karakteri dizinin cıvık tarafı olacak gibi gelmişti bana ama ona da ısınacağım herhalde.


Ömür Arpacı direkt Avrupa Yakası'ndan transfer olmuş! Oradaki Dursun'un bu dizide sadece ismi (Reis) ve mesleği değişmiş. Onun dışında birebir aynı karakteri oynuyor. Zaten kendi ağzıyla ilk bölümde söyledi; önceden başka bir semtte, başka bir setteydim diye. Tatlı bir espiri olmuş. Dursun'u severdim çok, fazlası göz çıkarmaz benim için.

Bu arada, Gülse Birsel'in yeni keşfi Gupse Özay'ın canlandırdığı Nurhayat karakteri bir alem!.. Oyuncu rolünü öyle güzel oynuyor ki çok sinir olacağız ona çok! Bir de böyle mırıltı mıdır, homurtu mudur, acayip sesler çıkarmıyor mu, süper süper!


Beyazıt Öztürk'ün oynadığı Rıza karakterini de çok sevdim. Çok sevimli, saftirik. Beyaz'ın o masum yüzüne çok iyi gitmiş bu rol. Deniz'le bakışmaları, flörtleri pek tatlı, pek sıcacık.





Gönül Ülkü tatlı sert bir anneanneyi oynuyor. Sevgili Gazanfer Özcan melek oldu gitti, şimdi eşini izlemek insanın içini bir tuhaf yapıyor. Bu arada dizideki sokağa Gazanfer Özcan ismini vermişler, gözlerim doldu görünce.

Altan Erkekli ise Altan Erkekli! Ona söyleyecek lafım yok, saygım ve beğenim sonsuz.

Biraz karakterler resmi geçidi yaptım gibi oldu ama hepsi ile ilgili düşüncemi de paylaşmak istedim. 

Diziyi gerçekten beğendim. Keyifle izleyeceğim.
Ve izlerken yine Gülse Birsel'in kulaklarını çangıl çungul çınlatacağım.

Her izlediğim bölümde, Bu kadar kalabalık kadrolu bir dizide her karaktere ayrı ayrı espriler giydirmeyi, bu esprileri onların üstüne böylesine yakıştırmayı, bizi bu kadar güldürmeyi ve en önemlisi bunu her hafta yapabilmeyi nasıl başarıyorsun be kadın? diyeceğim.



Fotoğraflar: www.kanald.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...